a

a

TÜRKİYE ELEKTRONİK SANAYİİ VE ELEKTRONİK
MÜHENDİSLİĞİ KURULTAYI

TESEM 2015

22 - 23 MAYIS 2015 / BURSA

TESEM Hakkında | Tesem'in Doğuşu Ve Felsefesi | İlkelerimiz

 

TESEM'İN DOĞUŞU VE FELSEFESİ

Türkiye’de elektronik sanayi ve elektronik mühendisliği (TESEM) doğuşu ve felsefesi...

 

TMMOB’ye bağlı Elektrik Mühendisleri Odası, ilgili meslek alanında 1954 yılından bu yana gerekli olan yönetmelik, teknik şartname gibi mevzuatları üretip, kamu yararına mesleğin birliğini ve sürdürülürlüğünü sağlama görevini anayasal bir hak olarak kuruluş yasasından almaktadır.

 

 

Öte yandan, Demokratik Kitle Örgütü olarak kamu yararını gözeterek yapması gereken uyarıları ve etkinlikleri yaşama geçirmek gibi yükümlülükleri asıl görevidir. Genel olarak dünyada, özel olarak da ülkemizde teknolojideki gelişmeler, Odamıza elektrik mühendisleri dışında “yakın meslek alanı” görüşüne dayalı olarak başka mühendislik disiplinlerini de katmıştır. Yaşananlara baktığımızda bu katılmalar önümüzdeki yıllarda da olmaya devam edecektir.2000’li yıllara girdiğimiz yıllardan başlayarak TMMOB’ye bağlı bütün odalarda ve odamızda her bir meslektaşımızın, oda aidiyetinin geliştirilmesi ve korunması amacıyla, Meslek Dalı Ana Komisyonları kurularak çalıştırılmaları gündemimize girmiştir. Günümüzde Odamız bünyesinde üç ayrı mühendislik disiplini yer almaktadır. Bunlar elektrik mühendisliği, elektronik mühendisliği ve biyomedikal mühendisliğidir. Kurultayımızın ilk filizleri de Elektronik Mühendisliği-MEDAK içinde oluşmuş ancak geçtiğimiz yıllar içinde yaşama geçme fırsatını bir türlü bulamamıştır.

 

Dünyada yıllardır dile getirilen önemli bir gerçek; elektronik sektörü aracılığıyla bilgi teknolojilerine dayalı toplumun yaratılması olduğudur. Bu öngörünün ülkemizde de karşılığını bulması gerektiğini ifade etmenin artık tam zamanıdır. Elektronik sektörü, ülkemiz ekonomik gündemine dünya gündemi ile eşzamanlı olarak girmiş olsa da, ülkemize özel planlamaların hazırlanamamış olması ya da öngörüden yoksun olmaktan kaynaklanan sorunlar nedeniyle hedef ivme tam olarak bir türlü yakalanamamıştır.

 

60 ve 70’li yıllar, savaş sonrası yaraların sarılarak yeni üretim modellerinin geliştirilmesi, teknolojiyi daha dinamik kılmaya dönük çalışmaların, araştırmaların en çok yoğunlaştığı yıllardır. Çok uluslu şirket gerçeği ile dünya tam da bu dönemlerde tanışıyordu. Bu ulusaşırı güçler için üretim ve pazarlama tekniklerini geliştirme en temel hedef oluyordu. Bu süreçte oluşan teknolojik gelişmeler, üretimin sadece nedeni olarak değil, aynı zamanda sonucu olarak da ortaya çıkmaktadırlar. Görünüş, artık sermayenin üretimi örgütleyebilmesi için daha da gelişmiş iletişim sistemlerine olan gereksinimidir.

Üretimin küresel düzeyde örgütlenmesi, sermayenin de küresel düzeyde yeniden yapılanması sonucunu yarattı. 80’li yıllarda sermaye dolaşımının hızla yaygınlaşarak serbestleşmesi ve hacminin artması ile yeni yatırım araçlarının devreye girmesi sonuçlarını da getiriyordu. Bağlı olarak, IMF’nin yapısal uyum programları yoluyla gelişmekte olan ülkelerin borç krizlerini atlatma yöntemleri olarak dayattığı politikalar sermayenin dolaşımı önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmayı hedefliyordu. Böylece sermayenin küresel düzeydeki bu örgütlü bütünleşmesi, telekomünikasyondaki gelişmelere duyulan gereksinimi de üst düzeye taşımaktaydı. Çünkü bu süreçte üretim artık daha farklı örgütlenmektedir ve mali piyasaların değişen yapısı, daha ayrıntılı ve çok daha hızlı denetlenmeyi gerektirmektedir. Görüldüğü gibi, sermayenin gereksinmeleri ve talepleri, öncelikle telekomünikasyon sistemlerinin gelişmesinin, bu da elektronik sektörünün önünü açacaktır. Bütün dünyada olduğu gibi süreç ülkemiz için de böyle işlemiştir.

 

Araştırmalarımız bize, ülkemiz elektronik sanayi konusunda geçmişe ait, derli toplu olmayan, ayrıntılarda günün gerçeklerini yeterince yakalayamayan bir takım doküman veya raporlar olabileceğini göstermektedir. Ancak toplanan verilerin en azından gerçekleri ifade edebildiği ve amaçlarımızı hangi ölçüde karşıladığı konusu oldukça kuşkuludur. Belirtilen veri kaynakları ya da raporlar, çoğunlukla bazı kongre ve toplantılar hedeflenerek sınırlı tutulmuş, buralardan tümevarım yöntemi güdülerek, sektör üzerinde bazı sonuçlar üretilmeye çalışılmıştır. Oysa bu hazırlananların; elektronik sektörünün günümüzde dünya ve ülkemiz gerçekleri göz önüne alındığında, ayrıldığı alt sektörler açısından bile yeterli olamayacağını, kolayca eskiyeceğini anlayabiliyoruz. Eskimenin önüne geçilmesinin yolu, hazırlananların periyodik olarak yenilenmesi ve geliştirilmesinden geçmektedir. Öneri ve tasarıların gerçekleşme şansının ise hiç olamayabileceği ya da devlet desteğinin mutlaka gerektiğini kolayca görebildiğimiz sözkonusu çalışmalar, teknolojik gelişmeyi yakalama noktasında artık eksik kalmaktadır.

 

Tüm bu gerçekler göz önüne alındığında Odamızın 2012 yılındaki 42. dönem genel kuruluna sunmuş olduğumuz “Türkiye’de elektronik bileşenlerin üretimi planlanarak yapılmalıdır!” içerikli önergemizin bizi getirdiği noktada hedeflediğimiz iki tasarı ortaya çıkmıştı. Birbirinden ayrılmayan iki tasarıdan ilki; bu konuda günceli hedefleyen bir rapor ve bu raporun tartışılabileceği bir kongre! Bizi çok heyecanlandıran bu fikrin üzerinde yaptığımız tartışmalar ve ortaya atılan fikirlerin ortak bileşeni; her ikisinin de birbirinden ayrılmaması yönünde oldu. “Türkiye’de Elektronik Sanayi ve Elektronik Mühendisliği”, kısaca TESEM adını verdiğimiz bu oluşumla ilgili önemli mesafeler de almışken, çeşitli nedenlerle önceki dönemlerde gerçekleştiremediğimiz çalışmayı yaşama geçirme fırsatını iyi değerlendirebileceğimizi umuyoruz.

 

 

 

SONUÇ

 

Uluslar arası rekabette ayakta kalmak isteyen ve/veya uluslararası sermayeye eklemlenmek isteyen yerli sermayenin, son dönemlerde Ar-Ge teşvikleri, üniversite-sanayi işbirliği, teknoloji politikası, patent ve fikri mülkiyet gibi konuları sıkça gündeme getirmesi, değişimin ortaya çıkardığı gereksinimlerin dile getirilmesidir. Teknoloji düzeyi yüksek sektörlerde üretim yapmak ve rekabete girmek ya da uluslar arası işbölümü kapsamında farklı roller üstlenmek mühendislik işlevleriyle yakından ilişkilidir. Bu durum sürecin önümüzdeki bölümünde ülkemizdeki mühendis emeğinin (ve genel anlamda nitelikli emeğin) önemini daha da arttırmaktadır. Kapitalizm, gereksindiği emeği sermaye için en avantajlı hale gelecek biçimde dönüştürerek, çalışanların 80 darbesi sonrasında oluşturulan tam boyunduruk koşulları yeni düzenlemelerle sürekli derinleştirilmektedir. Enerji ve iradeye sahip olduğumuz takdirde, masal devlerinin(…) omuzlarına çıkıp ötelerde bir şeyler görebilmemiz elbette ki olanaklıdır. İçinde olduğumuz dönem bu mücadeleyi başlatabilmemizin bütün koşullarını zaten önümüze koymaktadır. Tam da şimdi mücadeleyi başlatacağımız gündür. Danton’un öğüdünü yinelemenin tam da zamanıdır: ”Cesaret, yine cesaret, daima cesaret!”

KONULAR

  • Türkiye’de Elektronik Sanayiinin dünü, bugünü, yarını
  • Elektronikte gelecek teknolojileri
  • Dünya’da Teknoloji Politikaları: stratejiler, destekler, hedefler
  • Teknoloji ve yenilik yönetimi
  • Tekno girişimcilik ve yenileşim
  • Ar-Ge, yazılım ve ergonomi,
  • Elektronik mühendisliği eğitimi
  • Teknoloji yaratma kültürü ve sosyolojisi
  • Elektronik sanayii gelişimi ve geleceği üzerine model önerileri
  • Yeni nesil elektronik bileşenler ve potansiyel uygulamaları

 

RAPOR YAZIM TAKVİMİ

Son Gönderim

:

29 Ekim 2015

Rapor Yazım Bitişi

:

25 Aralık 2015

Kamuoyu Açıklaması

:

12 Ocak 2016

 

Yazım Kuralları
Bildiri Gönderimi

 

DÜZENLEYENLER

KATILIMCI ve
DESTEKLEYEN
KURULUŞLAR

Bizi Takip Edin

  

Tüm Hakları Saklıdır. Copyright © 2018 Tesem

Sitemap  |  Tasarım : interbim.com